17 Mayıs 2019 Dörtlü Finalinin Türk Basketbol tarihinin yakınlardaki en büyük başarılarından biri olduğu yadsınamaz. Ancak o günden bu güne yani Anadolu Efes Galatasaray finaline geldiğimizde bu başarının temellerinin hiçte sağlam olmadığını görüyoruz. Mikro seviyeden maç öncesini ve maç içerisini değerlendirdiğimizde onlarca sorunun bugün Türk Basketbolunun önünde olduğunu ve herhangi önlem paketimizin de olmadığını görüyoruz. Bu da bizi tarihimizin en büyük başarısının aslında bir bireysel, geçici çaba ile olduğunu gösterir nitelikte. Sürdürülebilir olmadığını 2019-2020 sezonunda göreceğiz.
Gelelim bugünkü maçın öncesinde gazetelerde dönen haberlere, ‘Galatasaray da maaş krizi’ , ‘Yabancı sporcular antrenmana çıkmadılar’ diye farklı manşetlerde bir sürü içerikler. Düşünün bu kulüp 5-6 gün önce şampiyonluğunu ilan etmiş sosyal medyanın her tarafında yok 35 milyon şuradan geldi yok 20 milyon şuradan gelecek Galatasaray’ ın kasası dolacak. E peki sezon başında ciddi anlamda bütçesi yerli yabancı oyuncu bazında düşürülen takımın niye buna rağmen ücretleri ödenemiyor.
Belki finansman bugün Türk basketbolunun en büyük sorun kalemi olamayabilir ancak finansmanın yönetimi ve planlaması bugün her takımımızda sezon sonunda sonuçları ile vuku bulmuştur. Son hafta ligden çekilen bir Trabzon sezon aşında flaş transferler yapıp senede 2-3 milyon euro kazanan NBA patentli Toney Douglas’ ı alan Sakarya’ nın sezonun ortasında tabiri uygun ise batan ve küme düşmeyi gidişat anlamında garantilemesi, ligin altında 4-5 takımın 1-2 yabancı ile yola devam edip zaten küme düşmüyoruz algısı içinde günlerini geçiştirmeye itmiştir. Buda bize gösteriyor ki her spor dalındaki tek entelektüel görüşümüz olan yabancı sınırının aslında bir sorun değil asıl sorunun aldığımız yabancının parasını ödemek olduğudur. Önümüzdeki yılda bundan farklı olmayacak çünkü küme düşen takımlar şu anda bellidir. Ancak kendileri bunun farkında değildir. Yeni sezona kimlerin başlayıp başlamayacağını göreceğiz. Sonuçta Banvit’ in durumu, Beşiktaş’ ın yeniden feda demesi, bütçesi her yıl küçülen Karşıyaka ve tabi ki ülkemizin ekonomik gerçekleri.
Diğer bir hususta tribünlerdeki geniş boşluklar, yarı final maçındayız bir tarafta Avrupa ikinci ve Euroleague sezonunda ciddi bir seyirci ortalaması yakalamış Anadolu Efes diğer tarafta şampiyon bir takım Galatasaray. Bir hikayede Ergin Atamanın her iki takım içinde önemi. bir çok iyi değişken ve pozitif hikaye ortada iken tribünler dolu olmalıydı. Bu işin seyirci üzerinden tarafı ama bir payede bu işi kurgulayan federasyona çıkarılmalı ortada hiç bir şey yok bu işi cazip kılmak için Saat 19:00 da istanbul gibi bir metropolde uzun bir bayram tatilinin içeriğinde bir seri ilk maçı oynatılıyor. Daha da fazla kelime sarf etmeye gerek yok.
Üçüncü hususta basketbol dünyasında görülen kamplaşma, adeta ülke coğrafyasının her köşesinde bugün hissettiğimiz farklılıkları kabul etmeyerek ben olgusundakilerden başkasını reddetmek bugün ciddi anlamda bir Fenerbahçe taraftarı Anadolu Efes ve Ergin Ataman temelinden tüm diğer camiaların ve herkesin bu şemsiye altında toplanarak onlara karşı olduğu algısı içinde. Evet bir kısım için bu doğrudur ve yaptıkları da sonuna kadar yanlıştır. Ama aşırılıkları başka aşırı davranışlar ile sindiremeyiz. Sadece konuşur dururuz ve Anadolu Efes gibi bir kulübe burada haksızlık etmiş oluruz. Unutmayalım, bu ülkede herkes bir zamanlar Anadolu Efes taraftarıydı ve sokakta basketbol oynarken Peter Naumoski gibi terini forması ile silerdi.